EĞİTİM SİSTEMİNDE ÖSS GERÇEĞİ
“ÖSS’ye Karşı Söz Karar Bizim!”
Eğitim sorununun önemli bir gerçeği olan ÖSS’nin (Öğrenci Seçme Sınavı) eğitim almak isteyen genç yığınlar arasında nasıl bir çile yarattığını bilmeyenimiz yok gibidir. Milyonlarca genç önce adi bir rekabetin içine çekilir ve bütün bir hayatı 3 saat 15 dakikayla belirlenmeye çalışılır. Sonuç olarak her yıl olduğu gibi milyonlarca genç umutsuzluğa terk edilerek gelecek kaygısıyla baş başa bırakılır. Bu sınavdan geçenleri ise yeni, yeni engeller beklemektedir.
Üniversite hayalleriyle yaşayan bu genç insanların önünde Çin Seddi gibi duran ÖSS’nin gençlerin eğitim hakkını elinden aldığı apaçık ortadadır. Oysa egemenlerin sürekli nutuk çektiği demokratik toplum, eğitim herkes için temel bir haktır ve engellenemez safsataları hiç de inandırıcı değildir. Sermayenin egemen olduğu toplumlarda bugün de olduğu gibi eğitim sermayenin hizmetine sunulur, bilim insanı, bilgili toplum yerine, köle insanlar, sessiz ve asimile edilmiş bir toplum yaratılır ve bunların içinde köle olacak adaylar önceden belirlenir. Binlerce yoksul genç üniversite kapılarından geri çevrilerek sistemin sömürü çarkında ezilmeye itilir.
Eğitim hakkı önemli ölçüde yoksul emekçi çocukların elinden alınırken, bu hak belli bir azınlığın hizmetine sunulmuştur. Yürürlüğe geçirilen eleme sınavları ise ”bu hak çalışanın hakkıdır” ya da “parası olan okusun” mantığı ile uygulanmaktadır.
Peki bu kadar çok başarı gösteren, çalışkan öğrenci sıfatı taşıyanlar daha çok kimlerdir?
Ülkenin üstün eğitim veren paralı okullarında, özel eğitim fırsatıyla ders görenlerin ve yarına dair hiçbir kaygısı olmayan öğrencilerin önüne gelecek her türlü sınavdan geçmeleri kaçınılmazdır. Bırakın sınav telaşını ya da çok başarı göstermelerini, maddi durumu çok iyi olup da okumasam da olur diyenlerin ise ya yüklü bir miras beklediği ya da nasılsa kendi için kurulmuş binlerce dolarlık özel okulların birinde okurum rahatlığı vardır.
Sistemdeki fırsat eşitsizliğinin ve bu adaletsizliğin diğer bir sonucu ise, çürümüş dersliklerde, temel bilimden uzak, ırkçı politikaların belirlediği eğitimle karşılaşan genç yığınlar yatmaktadır. Kimlerdir bu genç yığınlar? Yoksul işçi ve emekçilerin yarını olan yoksul öğrencilerdir, para bulamadığı için okula gidemeyip, işletmelerde iliğine kadar sömürülenlerdir. Üniversiteyi kazanamadığı için ailesinin üç kuruşluk geliriyle dershane kapılarına muhtaç bırakılanlardır. Yaratılan bu kaderi bu çocukların kendileri seçmedi, bu sistemin çarkını çevirenlerin onlar için reva gördüğü yaşam biçimidir ve amaçları bu çocukların geleceklerini ellerinden almaktır. Bu çocukları geleceksizliğe mahkum etmektir.
Devletin resmi olarak uyguladığı sınavlardan biri olan ÖSS’nin toplumun bu kesimini nasıl adi bir rekabete sürüklediği ve onları bu sınavdan nasıl elediği bu rekabetçi sistemde anlaşılır bir gerçektir.
Binlerce genci üniversite kapılarından geri çeviren ve onları çelişkilerle dolu ağır bir hayata terk eden ÖSS’nin, işçi ve emekçileri daha en başından elemesi, burjuvazinin ihtiyaç duyduğu yeni genç köle aramasından kaynaklanmaktadır. ÖSS sınavındaki engele takılan yoksul gençlerin işletmelerde sömürüye terk edilmesi bu gençlerin okul okuma hayallerini de söndürmektedir.
Evet, ÖSS işçi ve emekçi ailelerin çocuklarını elemek için uygulanan bir sınavdır.
Eğitim sisteminde cinsel ayrımcılığın en yoğun yaşandığı kesim ise yine bu yoksulluğa terk edilen işçi ve emekçiler arasında yaşanmaktadır. ÖSS’nin eleme gerçeğinden yola çıkıp kendimize şu soruyu sorabiliriz:
ÖSS Kadınları eliyor mu?
Kapitalizm erkeğin egemen olduğu bir toplumdur ve erkeğin hüküm sürdüğü böylesi bir toplumda kadınların ikinci sınıf insan muamelesi görerek aşağılanması kapitalizmde kadınların ne durumda olduklarının göstergesidir. İşçi ve emekçi kadınların böylesine bir düzende ya çocuk üreten bir organizma, ya erkeğin cinsel ihtiyacını karşılayan bir araç veya erkeğin hizmetine sunulmuş bir köledir.
Tabi böylesine bir toplumda da ÖSS kadınları eliyor demek konuya çok dar yaklaşmak demektir.
ÖSS hiçbir yaşama garantisi olmayan, aile veya koca baskısına mahkum edilmiş, fabrikalarda ucuz işgücü, “kadın kısmı hiç okur mu?” deyip ev köleliğine terk edilmiş kadınları elemektedir. Böylesine bir sınav para kaygısı olmayan, ailesinin servetiyle lüks bir hayat sürdürenleri ne kadar etkileyebilir ki?
Evet ÖSS, yoksul işçi ve emekçi kadınları daha baştan eliyor.
Eğitim sisteminin, burjuva eğitim sistemi olmasının diğer bir özelliği ise ırkçı ve egemen olan ulusun diline ve kültürüne dayalı olmasıdır. Yeryüzünde birçok etnik grup ve ulus yaşamaktadır. Bir ulusun diğer bir ulus üzerinde hakim olması ise kapitalizme, kapitalist üretim biçimine özgü gerçekliktir. Stalin yoldaşın ulusal sorun ve sömürgeler sorununa ilişkin yaptığı değerlendirmede bir ulusun ulus olabilmesi için tespit ettiği beş önemli kıstaslardan biri olan dil sorunu karşısında, hakim ulusun burjuvazisi kendi dilini dayatarak ezilen ulusun dilini hiçe saymakta ve ezilen halkları asimile etmektedir. Daha çok mevcut eğitim sisteminde önümüze çıkan bu olgu Kürtler üzerindeki baskının bir parçasını oluşturmaktadır. Anadilde eğitim hakkının tanınmaması, ezilen bu halkın kendi diline ve kültürüne yabancılaştırılması için uygulanan Türkçeyle sınırlı eğitim dilinin kendisidir. Ezilen halkları asimile etmek için devletin bütün eğitim hanelerinde yürütülen bu uygulama egemenlerin vaz geçemeyeceği bir uygulamadır.
ÖSS’nin eleme duvarına takılan binlerce Kürt gencin anadilinde eğitim görememesinden kaynaklı ikinci bir sorun haline gelmektedir. Böylesi bir sorundan kaynaklı ÖSS gibi bir eleme mekanizmasının Kürtleri de elediğini söyleyebilir miyiz?
Tüm bu sorunlara rağmen ÖSS engeline gelip takılan binlerce Kürt öğrencinin yine önemli bir çoğunluğunun açlığa, sefalete itilmesi, her türlü şiddet ve baskıyla karşı karşıya gelmesi, fabrika ve tarlalarda ilkel köle muamelesi görmesi, ÖSS’nin işçi ve emekçi Kürt çocuklarını neden elediğinin cevabıdır.
Bu sınav toprağında yüzlerce köle çalıştıran Kürt toprak sahiplerinin, işyeri sahibi ya da tefecilikle insanların kanını emenlerin çocuklarını ne kadar eleyebilir ki. Nasılsa hiçbir üniversitenin veremeyeceği imkanlara; edindikleri miraslarla erişmektedirler.
Evet ÖSS, yoksul işçi ve emekçi Kürt gençlerini daha baştan elemektedir.
Kapitalizmin hakim olduğu toplumlarda eğitim sorurunun biz işçi ve emekçiler ve özellikle genç işçiler açısından ne büyük bir sorun oluşturduğu açık ortadadır. Kapitalizme karşı yürütülecek mücadelenin eğitim sorununda çözülmesinde tek yöntem olduğunu ve hangi yönden olursa olsun hiçbir elemeye tabi tutulmadığımız, bilimsel ve toplumun ihtiyacı üzerine kurulmuş eşit, özgür eğitim sisteminin tek mümkünatının sosyal düzende, sosyalizmde mümkün olabileceğini görmeliyiz. Fakat bunun teminatını verebilmemiz için bugünden yürüteceğimiz her türlü mücadelenin önemini devrimci gençlik olarak çok iyi kavramalı ve demokratik haklarımız için bugünden mücadelemizi hızlandırmalıyız.
Yeni Dünya Gençliği olarak, bu bilgiler ışığında içinde örgütleyicilerinden biri olduğumuz ve 24 Şubat’ta Ümraniye Bir Mayıs Mahallesinde gerçekleştirilen ÖSS’ye Karşı Söz Karar Bizim Forumu’nda ÖSS’nin nasıl bir eleme mekanizması olduğunun altını çizdik. Bazı öğrenci çevrelerinin ve reformist akımların yaklaşımlarında konduğu gibi sorunun tek başına öğrenci sorunu olmadığını toplumun bütün ezilenlerini ilgilendirdiği yerde soruna sınıfsal bir perspektifle yaklaşılması gerektiğini, meselenin özünü kapitalizmin yarattığı çelişkilerde arayarak mücadelenin yürütülmesini öne çıkardık.
Yaklaşık yedi saat süren ve üç oturumda gerçekleştirdiğimiz forumda, ÖSS kimleri eliyor, bir tek eleme mekanizması ÖSS’mi ve kurumların mücadele deneyimleri ve çözüm önerileri başlıkları altında yürütüldü.
Kapanış konuşmasının ardından Grup Mayıs sahne alarak katılanlara keyifli bir müzik dinletisi sundu ve ardından Mayısta Yaşam Kooperatifinin hazırladığı “Kaybeden ÖSS olsun” tiyatro gösterimiyle etkinlik sona erdi.
Forumda diğer farklı gençlik örgütleri ve derneklerle birlikte iş yapabilme olanağının yaratılmış olması ve gençliğin önemli sorunlarından biri olan ÖSS’nin değerlendirilip tartışılması gençlik mücadelemize de olumlu yansıdı. Foruma ilişkin eleştirimiz ise konuşmacı olarak katılan kurumların birçoğunun konu başlıkları dışında değerlendirmeler yapmış olmalarıydı. Bu durum forumdan iyi bir sonuç çıkarılması açısından olumsuzluk yarattığını düşünüyoruz. Fakat bütün katılımcıların ÖSS sorununa dair büyük bir duyarlılık göstermiş olmaları ve elbirliğiyle mücadelenin önemli olduğunu dile getirmiş olmaları forumun önemli etkilerinden biri oldu.
Bizler Yeni Dünya Gençliği olarak mücadelemizi işçi sınıfını merkezimize alarak yürütüyoruz ve bunun için ÖSS’nin adaletsizliğini göstermek istiyorsak onun asıl kimleri elediğini ve kimler için yıkılması gereken bir duvar olduğunu da iyi görmemiz gerekiyor.
Eğitimdeki fırsat eşitsizliğine son!
Kırıntı değil, dünyayı istiyoruz!
Yeni Dünya Gençliği
|