
Komünist Eğitim Üzerine Gençlik örgütlenmelerinde en temel sorunlarından birisi eğitim sorunudur. Komünist bir dünya yaratma hedefi içerisinde olan biz gençler ancak doğru bir bilinç ışığında yolumuzu belirleyebiliriz. O halde Komünizm nedir? 
Marksizm
(Bölüm-II)
Marx teorisini geliştirirken başlıca üç kaynaktan beslenmiştir. Bunlar: Alman felsefesi, İngiliz politik ekonomisi ve Fransız sosyalizmidir. Felsefe alanında materyalist felsefeyi benimseyen Marx, Hegel'den etkilenmiş ve kendi değimiyle "O'nun başağı duran materyalizmini ayakları üzerine oturtmuştur." Marx, materyalist felsefeyi daha da geliştirerek diyalektik materyalizme yükseltmiştir. Diyalektik görüşe göre şeyler, içerisinde kendi zıddını taşır ve gelişme bu zıtlıkların çatışmasıyla oluşur. Marksizm tarihe diyalektik düşünüş biçimiyle yaklaşır.
Marx ekonomik sistemin, sosyal, siyasal sistemlerin üzerinde yükseldiği alt yapı olduğunu kavramış ve tüm dikkatini bu ekonomik sistemi incelemeye vermiştir. Marx öncesi kimi ekonomistler emek-değer teorisinin temellerini atmışlardır. İncelemelerinde bu ekonomistlerin araştırmalarından yararlanan Marx bu araştırmaları tutarlı bir şekilde bir araya getirmiş ve daha da geliştirmiştir. Marx'ın ekonomi alanındaki en büyük kazanımı kapitalizmin ekonomik temel yasası olarak "artı-değer" yasasını geliştirmiş olmasıdır. Artı- değer, işçinin emeğinin, işgücünün değerinin üzerinde yarattığı ve kapitalist tarafından karşılıksız olarak el konulan değerdir. Başka bir şekilde anlatmak gerekirse işçi, günün bir bölümünde, kendisinin ve ailesinin geçimini sağlamak için çalışır (ücretler), günün öteki bölümünde ise, karşılıksız çalışarak, kapitalist için, kapitalist sınıfın zenginliklerinin kaynağı, kârın kaynağı, artı-değeri yaratır.
Marx, tarihi, sınıf mücadeleleri tarihi olarak nitelendirir. Gerçekten de ilkel komünal çağlar dışında bilinen tüm çağlarda toplumların belli bir hiyerarşik yapıda yaşadıklarını görürüz. Bu durum, ister köleci toplumlarda köleler ve köle sahipleri arasında; ister feodalizm çağında feodal beyler ve serfler arasında; ister kapitalizm koşullarında burjuvazi ile proletarya arasındaki ilişkiler incelendiğinde kolaylıkla görülebilecek bir durumdur. Marx bu dönemleri, birinden ötekine geçiş koşulları yönünden incelemiştir. Bu incelemeleri göstermiştir ki sınıflara dayalı her toplumsal sistem kendinden daha ileri bir toplumsal sisteme evrimlenmeye mecburdur. Fakat bu evrimlenme kendiliğinden oluşabilecek bir olgu değildir. Her toplumsal sistem varlığını kendinden önceki sistemde varolan sınıf çelişkilerinden doğan mücadelelere borçludur.
Marksizmin en önemli, özsel olan öğretisi proletarya diktatörlüğü öğretisidir. Bu öğreti kapitalizm ve komünizm arasındaki geçiş döneminin siyasi yapısı, devlet biçimidir. Bu öğreti Marksizmin kurucuları tarafından öyle önemsenmiştir ki proletarya diktatörlüğünün kabülünün Marksist olarak nitelemede bir denek taşı olduğunu söyler Lenin. Son olarak Lenin'in proletarya diktatörlüğü hakkındaki sözleriyle yazımızı bitiriyoruz: Yalnızca sınıf mücadelesini kabul eden biri, henüz Marksist değildir, henüz burjuvaca düşünmenin ve burjuva siyasetinin sınırları içinde bir olabilir. Marksizmi sınıf mücadelesi öğretisiyle sınırlamak, onu budamak, bozmak, burjuvazi için kabul edilebilir bir şeye indirgemek demektir. Ancak sınıf mücadelesinin kabulünü, proletarya diktatörlüğünün kabulüne dek genişleten kişi bir Marksisttir. Marksisti sıradan küçük (ve de büyük) burjuvadan en derin şekilde ayırt eden şey, işte budur. Marksizmin gerçekten anlaşılıp kabul edilmesinin denektaşı bu olmalıdır.
(Yararlanılan kaynaklar: Leninizm Defterleri 1. Defter, İnter Yayınları - Politik Ekonomi Ders Kitabı Cilt:1, İnter Yayınları)
Stiker
Değişik Stikerlerimizi PDF formatında indirip çoğaltmak için Stiker sayfamızı ziyaret edin. Tüm okurlarımızı diğer yayınlarımızda olduğu gibi stikerleri de bizzat kendi imkanlarıyla çoğaltıp yaygınlaştırmaya çağırıyoruz.
