YDG

Hızlı Erişim:

Komünist Eğitim Üzerine Gençlik örgütlenmelerinde en temel sorunlarından birisi eğitim sorunudur. Komünist bir dünya yaratma hedefi içerisinde olan biz gençler ancak doğru bir bilinç ışığında yolumuzu belirleyebiliriz. O halde Komünizm nedir? Comment

Macar Devrİmİ (Bölüm-II)

 

macarI. Dünya savaşının kaybedilmesi, Macaristan işçi sınıfının ayaklan­ması ve cepheden gelen askerlerin oluşturduğu Asker Sovyetleri ile İşçi Sovyetlerinin birlikte yoğun mücade­lesiyle Avusturya-Macaristan monar­şisinin devrildiğinden geçen sayıda söz etmiştik. Bu sayıda Macaristan devri­minin devamı niteliğinde olan gelişme­lere 2. Bölüm adı altında değiniyoruz.
Macaristan’da monarşi yıkılmış ye­rine ulusal konseye başkan seçilen Karolyi hükümeti geçmişti. Bu tıpkı Rusya’da olduğu gibi, Macar devri­minin de kendi görevlerini yerine ge­tiremeyecek, kitlelerin beklentilerini karşılayamayacak ve ardından Macar “Ekim” devrimine doğru sürükleneceği anlamına geliyordu. Karolyi, Kral’ın tepkilere göğüs gerememesi sonucu radikallerle ve Sosyal Demokratlarla birlikte bir koalisyon hükümeti oluş­turmuş 16 Kasımda cumhuriyeti ilan etmişti. Ancak, yeni hükümet gerek iç gerekse de dış politikada yığınla so­runla karşı karşıya kalmıştı. Ülkedeki çeşitli ulusların adil temsiliyetinin yanı sıra vaat ettiği toprak reformuna ve seçim hazırlıklarına girişen hükümet bunların hiçbirisini gerçekleştireme­yecekti. Ülke ekonomisi dibe vurmuş, ulusal sorun tüm ağırlığıyla kendisini hissettirir olmuş ve Macar toprakları işgal altında kalmıştı. Ülke Hırvatistan ve Slovakya’nın ayrılmasıyla toprak bakımından da epeyce küçülmüştü. Burjuvazinin “barış yanlısı” temsilcisi Karolyi iktidara savaşı durdurma va­adiyle gelmiş, ancak planları ters tep­miş ve emperyalist devletler arasında yaptığı manevralar sonuçsuz kalmış, Romanya, Çekoslovakya ve Sırp ordu­ları ülkenin yarısından çoğunu işgal etmişti. İşgal, sıkıntı içerisindeki ülke ekonomisini daha da dibe itti.
İşçi ve asker Sovyetlerinin hızla ço­ğaldığı bu ortamda, 3 Ocak 1919’da, Salgatarjan’da işçi konseyi yönetimi ele geçirmiş, ardından kentte baş gösteren yağma hareketini bahane eden Karolyi sıkıyönetim ilan etmişti. Toprak ve fabrika işgalleri, işçi özyönetim organ­ları, süratle tüm ülkeye yayılıyordu Ardından Kasım 1918’de kurulan ve Bolşevik Devriminin dünya çapındaki nüfuzu sayesinde kısa süre içerisinde güçlenmiş olan Bela Kun’un önderlik ettiği Macar Komünist Partisine sal­dırılar başladı. Komünist Parti, önce yayın faaliyetlerini yeraltına indirmek zorunda kalmış, ardından Şubat ayı­nın sonlarında Bela Kun ve önde ge­len komünist liderler tutuklanmıştı. Komünist kadroların hapse atılması da ters tepmişti. Komünistlere yönelik saldırılar, hareketin de yükselmesinin etkisiyle Sosyal Demokratlardan kop­malara yol açtı. Bir yıl önceki kitlesel grevlerde ileri işçiler açısından ipliği pa­zara çıkmış olan Sosyal Demokratların tersine, Komünist Partisinin etkisi daha da artmıştı. Hükümet grevci iş­çilere ve isyancı askerlere karşı bir şey yapamaz hale gelmişti. Ne yapacağını şaşıran Sosyal Demokratlar –tabanın da baskısıyla– tek çıkar yolun birkaç ay önce hapse yolladıkları komünistlerle ittifak olduğunda mutabık kaldılar. Bu suretle Sosyal Demokratlar, hapisteki komünist liderlere koşup, birleşme ve koalisyon teklifinde bulundular. Sosyal Demokrat Parti, Komünistlerin, ikti­darın işçi, köylü ve asker konseylerine devredilerek bir Sovyet cumhuriyetinin kurulması, Komünist Enternasyonal’e katılma gibi koşullarını kabul etmek zorunda kalmıştı. İki parti Macar Sosyalist-Komünist İşçi Partisi çatı­sında birleşti.
Macar Sosyalist Konsey Cumhuriyeti’nin ilanının ardından işçi ve askerler hapishanelerdeki politik tutsakları serbest bıraktılar. Polis si­lahsızlandırılıp milisler ve ayrıca savaş için bir Kızıl Ordu oluşturuldu. Sanayi işletmeleri, ulaşım ve bankalar işçi dev­letinin mülkiyetine geçirildi. Dış ticaret üzerinde devlet tekeline geçildi. Çalışma saatleri sekiz saate indirilerek, ücretle­rin %25 arttırılması karara bağlandı.
Fakat emperyalist devletler açısından Sovyet iktidarının küçüğü büyüğü ol­mazdı, görüldüğü yerde başının ezil­mesi zaruriydi. Bu bağlamda Macar komünistleri içeride ve dışarıda müte­madiyen emperyalist saldırılarla boğuş­mak zorunda kaldılar. Çek ve Romen birlikleri saldırıya geçtiler ve Horthy liderliğindeki Macar beyaz ordularıyla birlikte başkent Budapeşte kapılarına kadar dayandılar.
Macar Sovyetinde hemen çatlak sesler çıkmaya başladı. Sosyal Demokratlar tarafından, Bela-Kun’un görevden çe­kilmesi, proletarya diktatörlüğünün tasfiyesi gibi öneriler ortaya atılmaya başlandı. Ancak başkentte iktidarı fi­ilen elinde tutan büyük sanayi işçile­riydi. Budapeşte İşçi Konseyi, direniş ve karşı-devrimci saldırıya sonuna kadar karşı koyma kararı almıştı. Genç işçiler Konseyin çağrısına uyarak yeni Kızıl birlikler oluşturdular.
Devrim içeride de sorunlarla yüz yüze kalmıştı. 6 Haziranda demiryolu işçileri greve gittiler. Grev ülkenin diğer bölge­lerine de sıçradı. 24 Haziranda başkent Budapeşte’de başını subay okulu öğ­rencilerinin çektiği bir karşı-devrimci ayaklanma patlak verdi, fakat çok geç­meden bastırıldı.
24 Temmuzda Kızıl Ordunun son saldırısı da durduruldu. Sağ Sosyal Demokratların denetiminde olan bir­liklerin karşı-devrim safına geçmesinin ardından Romen ordusu elini kolunu sallaya sallaya başkente girdi ve halk komiserleri hükümeti istifa etti. Sovyet hükümetinin külleri üzerinden, krallı­ğın kaldırıldığı bir ülkeye atanan kral naibi Horthy ve ülkeye dönen gemi azıya almış eski düzen yanlıların tetik­lediği beyaz terör tarafından katledilen 5000 ölü ortaya çıktı. Zafere ulaşama­yan devrim, kanlı bir karşı-devrimle faşizme kapıları açmıştı.